Geri
TEVBE ZAMANI
- Sâdık DÂNÂ
..:: 1 ::..
Allah
Teâlâ ve tekaddes hazretleri buyurur:
-Ey
mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edeniz ki, felâh
bulasınız. (Nûr 31)
-Ey
mü'minler! Bir daha dönmeyecek tevbe ile Allah'a
tevbe ediniz. (Tahrim, 8)
-Eğer
yasak edildiğiniz büyük günahlardan kaçınırsanız
sizin öbür kabahatlerinizi de örter ve sizi şerefli
bir mevkie sokarız. (Nisa, 31)
-O,
kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini
bağışlayan, ne işlerseniz bilendir.
(Şûra, 25)
Resûlü
ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular:
-Kalbime
öyle şeyler gelir ki, her gün ve gece yetmiş def'a
Allah'a istiğfar ederim.
Ashab-ı
Kiram:
-Bizim
en büyük derdimiz nedir? dediler.
-Derdiniz
günah derdidir, buyurdular. Ashab-ı Kiram:
-Bunun
ilâcı nedir?dediler.
Resûlü
Ekrem efendimiz:
-Günah
işleyenin gece karanlığında dili ile istiğfar etmesidir,
buyurdular. (Riyâzü'n-Nasihîn)
-İblis
tard edildiği zaman, "izzetine yemin ederim
ki, insanların canı bedenlerinde durdukça kalblerinden
çıkmam," dedi. Allah Teâlâ da buna karşılık
"canları bedenlerinde bulundukça, izzetime
yemin ederim ki, tevbe kapısını onlara kapamam"
buyurdu.
Bir
hadis-i şerifde:
-Kul
vardır ki günah sebebi ile cennete girer, buyurdu.
-Bu
nasıl olur ey Allah'ın Rasûlü? dediler.
Buyurdular:
-Günah
işler ve sonra pişman olur ve onu hep gözünün önünde
tutar, nihayet cennete girer, o zaman şeytan, keşke
onu bu günaha sokmasaydım, der. (Kimya-yı Saadet'den)
-Kul
günahından tevbe etdiği zaman, Cenâb-ı Hak bu günahı,
kiramen kâtibin meleklerine, kulun günah işlediği
azalarına ve kulun günah işlediği mekâna ve o zamana
unutturur ve böylece de kıyamet gününde o tevbe
eden kulun işlediği günah için bir şahid bulunmaz.
-İstiğfar
mü'minin sahife-i amâlinde nur gibi parlar. (Ramuz)
Gene
buyurdular: (Ebu Hureyre radıyallahu anh'den)
-Bir
kimse herhangi bir suretle günah işlemiş duruma
düşer fakat hemen peşinden nâdim olub tevbe ve istiğfar
eder ve bir daha işlememeğe azmederek "Ya Rabbi,
ben bir günah işledim. Beni mağfiret eyle!"
derse Allah da şöyle buyurur:
-Kulum
bir günah işledi. Hemen peşinden, kendisinin bu
günahını afvedebilecek bir Rabbı bulunduğunu düşünerek
işlemiş olduğu günahdan dolayı pişmanlık duydu.
Tevbe ve istiğfar etdi. Ve bir daha işlememeğe azmetdi.
Ben de bu kulumu mağfiret eyledim.
Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
(Hazreti Ali radıyallahu anh'den)
-Mahlûkat
yaratılmazdan dört bin sene önce, Arş'ın etrafına
şöyle yazılmıştır: Ben (Allah) günahlarına tevbe
edib imân eden ve salih ameller işleyen, sonra da
istikamete gelen kullarımın günahlarını çok mağfiret
ediciyim.
-Göklere
kadar yükselen günahı işleseniz de sonra nedâmet
etseniz Allah Teâlâ tevbelerimizi kabul eder. (İbn
Mâce)
-Gündüz
günah işleyenin tevbe etmesi için, Allah geceleyin
elini açar (tevbeyi kabul eder) gece günahkâr olanların
tevbe etmeleri için de gündüzün elini açar, bu hal
güneş batdığı yerden doğuncaya kadar (yani kıyamete
kadar) devam eder. (Müslim)
Rasûlü
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
-Kul,
Allah Teâlâya itaat etdiği zaman Allah ona marifetullahı
bahşeder. Taatı terkedince, daha önce vermiş bulunduğu
bu marifetullahı geri almaz. Bilakis kıyamet gününde,
aleyhinde bir delil olarak kullanmak üzere kalbinde
bırakır. Kıyamet günü olunca da kendisine der ki:
-Seni
marifetullah ile mümtaz kılmış onu sana bahşetmiştim.
Bildiğinle niçin amel etmedin? İlminle niçin âmil
olmadın?
-Günahdan
tevbe eden kimse günah işlememiş gibi olur. Fakat
bir taraftan istiğfar diğer taraftan da günahda
ısrar eder ise el-iyazü billah Cenâb-ı Hakk ile
istihza eden kimse gibi olur. (Müslim)
-Mü'min;
günahlarını, bir dağ altında oturup da üzerine dağın
hemen çöküvereceğinden korkan bir kimse gibi görür.
Fâcir ise günahlarını burnunun üzerine konub uçmuş
bir sinek gibi görür.
Yahya
İbni Muaz kuddise sirruh buyurmuşdur ki:
-Samimi
bir tevbenin alâmeti üçdür:
Oruç
tutmak için az yemek.
Namaz
kılmak için az uyumak.
Hak
Teâlâ'yı zikretmek için az konuşmak.
Gene
buyurdular:
-Tevbe,
günahların hepsini yok eder. Tevbe bunu yaparsa,
acaba onun rızası ne yapar? Rızası bunu yaparsa,
sevgisi ne yapmaz ki, sevgisi akılları dehşete düşürür,
sevgisi bunu yaparsa, dostluğu ne yapmaz ki. Dostluğu
ondan gayrı her şeyi unutturur. Dostluğu bunu yaparsa,
lütfu ne yazmaz ki?
Cüneyd
Bağdâdî kuddise sirruh buyurdular:
-Tevbenin
üç mânâsı ve merhalesi vardır:
İlk
olarak peşimânlık duymak, ikinci olarak yapılan
kötü işi tekrar etmemeye azmetmek. Üçüncü
olarak da yapılan haksızlıkları (kul haklarını)
helâl etdirib husûmetden arınmaktır.
Ana
Menü
| Sonraki Sayfa >>>
|