Geri

İSLAM TASAVVUFU (EL-LÜMA)
..:: 2 ::..

   Serrâc ve Eseri Üzerinde Yapılan Çalışmalar
   Serrâc hakkında tarihî kaynaklardaki bilgilerin azlığı ve eserinin yaygın bir şekilde tanınmamış olması bir talihsizliktir. Eserinin şer'î ölçülere uygun bir tasavvufî çizgide olmasına rağmen meşhur olmamasının sebebini izah zordur. Serrâc ve eserini ilim dünyasına tanıtan İngiliz müsteşrik R. A. Nicholson'dır. Onun ardından Serrâc ve eseri hakkında bazı çalışmalar yayınlanmıştır. Bir kaç tanesini şöyle zikredebiliriz:
   1. Reynold Alleyne Nicholson, Introduction The Kitap al-Luma' fi't-Tasavvuf of Abu Nasr, ( Leiden, 1914; London, 1963 ) el-Lüma'ın tahkikli neşri ile birlikte Serrâc'ın hayatı hakkında girişte bilgi vermektedir. Sahasında yapılan ilk çalışma olması bakımından önemlidir. Yapılan bu ilk neşirde eser hakkında uzunca bir değerlendirme yer almaktadır. Ancak Nicholson'un da belirttiği gibi bu neşirde beş bab eksiktir.
   2. A. J. Arberry, Pages From The Kitab al-Lüma' of Abu Nasr al-Serraj, ( London 1947 ). Adından da anlaşılacağı gibi Arberry bu eserde Nicholso'un neşrinde eksik bulunan beş bablık bölümü Bankipore (825) nüshasından tahkik ile tamamlamıştır. Böylece el-Lüma' ayrı iki kitap hâlinde de olsa tamamıyla yayınlamış oldu.
   3. Abdulhalim Mahmud ve Tâhâ Abdulbaki Surûr, el-Lüma'. Nicholson'un neşrinde eksik olan beş bölümü tamamlayarak neşretmişlerdir. Böylece eser ilk defa bir arada tam olarak basılmış oldu. ( Kahire 1960 )
   4. Abdulkerim Zuhur Adi, "Ebû Nasr Serrâc ve Kitabu'l-Lüma'" Mecelletü'l-Lugati'l-Arabiyye, ( Dımışk 1982, c. 57, sy.1-2, ss. 35-91. ) Makalede Serrâc ve eseri genişçe tanıtılmıştır.
   5. Richard Gramlich tarafından Schlaglichter Über Das Sûfîtum, The Kitab al-Lüma' adıyla tahkikli bir neşir ve Almanca tercümesi yayınlanmıştır. ( Stuttgard 1990 )
   6. Abdulhamid Medkür, Ebû Nasr es-Serrâc es-Sûfî, Mevsuatu'l-Hadareti'l-İslâmiyye, ( Amman 1993 ). Ansiklopedi maddesidir.
   7. Ahmed Subhi Furat, "Tasavvuf Edebiyatında Kaynak Bir Eser el-Lüma' Fi't-Tasavvuf", İslâmî Edebiyat dergisi, İstanbul 1993, Nisan-Mayıs-Haziran, ss. 25-28. Bu sahada yayınlanan ilk Türkçe makale olması bakımından önemlidir.
   8. Pir Muhammed Hasan tarafından el-Lüma' Urduca'ya tercüme edilerek yayınlanmıştır. (Pakistan1994)
   9. P. Lory, "al-Sararj", The Encyclopaedia of İslâm ( Leiden 1995 ), IX, ss. 65-66. Milli Eğitim Bakanlığı'nca basılan İslâm Ansiklopedisi'nin Türkçe neşrinde Serrâc maddesi bulunmamaktadır. İngilizce yeni neşirde Serrâc'a yer verilmiş, gerek kendisi gerek eseri kısaca tanıtılmıştır.
   10. Abdulillah Deniz, Ebu Nasr Serrâc ve Kitabu'l-Luma', Yüksek Lisans tezi, (Bursa 1992). Tez danışmanı Prof. Dr. Mustafa Kara. Çalışmayı bizzat görme imkânımız olmadı.
   11. Hasan Kamil Yılmaz, el-Lüma' İslâm Tasavvufu, Tasavvufla ilgili Sorular ve Cevaplar, İstanbul 1996. Eser iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Serrâc'ın kısaca hayatı ve el-Lüma'ın Türkçe tercümesi bulunmaktadır. Böylece ilk defa eser Türkçe'ye tercüme edilmiş oldu. İkinci bölümde ise Tasavvuf ve tarikatlarla ilgili değişik zamanlarda sorulan sorulara yazar tarafından verilen cevaplar yer almaktadır. Bu hâliyle eser, klâsik bir tasavvuf kitabına ek olarak her kesimden insanın yararlanabileceği, günümüzde tasavvufla ilgili ortaya atılan sorulara kısa da olsa cevap bulabileceği bir hâle getirilmiş ve faydası arttırılmıştır.

   El-Lüma'ın Yazılış Nedeni ve Metodu
   Serrâc eserinin birinci bölümünün girişinde kitabı yazma nedenini şöyle açıklıyor: "Birisi benden "tasavvufun ve sûfîlerin yolunun ne olduğunu ve halkın mutasavvıflar hakkındaki farklı yorumlarının sebeplerini" sordu. Zira sûfîler hakkında halkın bazısı ifrata varacak düşünceler öne sürerek onları yüce mertebelere çıkarmakta; bazısı onları, normal ölçülerin dışına çıkarak, küçümsemekte; bir grubu onları cehaletine aldırmayan oyun ve eğlence düşkünü kişiler olarak görmekte; bir başka grup ise zühd ve takva ehli, yün giyen, konuşma ve giyime önem vermeyen kişiler olarak değerlendirmektedir. Diğer bazıları ise bu konuda daha da ileri giderek sûfîleri zındıklık ve sapıklıkla itham edecek dereceye varmaktadır. Soru soran zat benden bu görüşlerin hangisinin doğru olduğunu, bunların kitap, sünnet, ashab ve tabiîn ahlâkı ile salihlerin âdâbına uygun olan usullerini açıklamamı istedi. Bu yüzden ben sözlerimi kitap ve sünnete bağlı olarak açıklayıp hakkın hakk olarak ortaya çıkmasını, batılın ortadan kalkmasını, ciddinin gayr-i ciddiden, sağlamın sakattan ayrılmasını ve her şeyin yerini bulmasını istedim. Çünkü tasavvuf dinî ilimlerden biridir."
   Mukaddimesinde ise şöyle diyor: "İstihare ederek tasavvuf ehlinin yol ve sözlerinin anlamı, metotları ve görüşlerinin temeli ile ilgili bir eser yazmaya karar verdim. Sûfîlere ait haberleri, şiirleri, makamları, hâlleri ve hakikatlarına ulaşılması zor ibareleri bölümler hâlinde anlatan bir eser derledim. Eserin her bölümünde sûfîlere ait nükteler, bilgiler, fikir ve görüşlerinden parıltılar (lüme' [lem'alar]) sundum." Böylece Serrâc, kitabına vermiş olduğu ismin de ne anlama geldiğini belirtmiş oluyor. Yazarın parıltı, şırılltı, ışık saçma, işaret etme, (ötreli olursa) kurumaya yüz tutmuş bitki veya çiçek demeti, taife, parça, gizli ve kapalı işaret gibi anlamlara gelen lem'a kelimesinin sözlük anlamını kastettiğini söylemek mümkündür. Ancak tasavvuf ehlinin kullanmış olduğu levami' kavramına da işaret etmiş olması düşünülebilir.    Onlara göre levaih, tevali ve levami' yakın anlamlarda kullanılan kelimelerdir. Aralarında önemli fark yok gibidir. Bu üç istılah, kalp ile yükselme hâlinde olan, fakat devamlı olarak marifet güneşi tarafından aydınlatılmayan başlangıç durumundaki mübtedilerin sıfatlarını ifade eder.
   Daha sonra kendi döneminde ortaya çıkan bir durumdan şikayet etmektedir. "Sûfîlerin ilimlerine dair söz söyleyenler pek çoğaldı. Sûfîlere benzemek isteyenler, tasavvûfî konularda işaret yoluyla konuşanlar hayli arttı. Bu gruplardan her birinin kendilerine ait ibarelerle yazılmış eserleri vardır. Ancak bunların hepsini güzel saymak mümkün değildir. Çünkü meşayıhın bu konuda söz söyleyen ilk büyükleri, dünya ile olan başlarını koparmadan, nefislerini mücahede, riyazet ve vecdle öldürmeden konuşmamışlardır. Dünyaya arkalarını çevirip Hakk'ın dışında her şeyden soyutlanmışlar, ilme sarılıp amelde tahkik ehlinden olmuşlar ve böylece ilim, hakikat ve ameli birleştirdikten sonra söz söylemişlerdir." Serrâc, herkesin her şey hakkında, özellikle de din hakkında kendisini yetkili saydığı ve ölçüsüz bir şekilde konuştuğu günümüzü görseydi kim bilir neler söylerdi?
   Serrâc, kendinden sonra hakkında araştırma yapacak kişilerin, "sadece nakilde bulunmuş, kendi görüşünü hiç belirtmemiş, dolayısıyla orijinal bir şey yapmamış" diyenlerin olacağını tahmin ederek onlara şu cevabı veriyor: "Çağımızdaki bazı âlimlerin düştüğü hataya düşmemek için daha çok ilk mutasavvıfların görüş ve sözlerini nakletmeyi tercih ettim. Zira asrımızda yaşayan bazı alimler, tasavvûfî manalardan söz söyledikleri veya kendilerine bir şeyler izafe ettiklerinde bu hakikatlerden çok uzaktırlar. Onlar ilk sûfîlerin söz, hâl ve vecdlerini farklı bir şekilde süsleyip kendilerine izafe ederek halk arasında mevki ve itibar kazanmayı amaçlarlar. Böyle kötü niyet taşıyanların hasmı Yüce Allah'tır. Allah hesaba çekici olarak yeter. Çünkü Allah onlara bir emanet vermiş, onlar bu emanete hıyanet etmişlerdir."
   Bu ifadelerden, tasavvuf ilmi hakkında konuşacak veya eser yazacak kişilerin şu noktalara dikkat etmesi gerektiği anlaşılmaktadır:
   1. İslâmî ilimleri kapsamlı bir şekilde öğrenmek, öğrendiği ilimle amel etmek, ilim ve amelin inceliklerine, gizli sır ve işaretlerine vakıf olacak bir manevî seviyeye çıkmak, ki bu da tasavvufî tecrübeden ibarettir.
   2. Bir konuda önceki alimlerin söz ve izahları varsa, onları özenle olduğu gibi aktarmak, tefsir ve tevillerle, belki de söyleyenin kastetmediği anlamlar yüklememek. Onların sözlerini ya aynen ya da başka kılıflarla kendisine mal etmek, kendi duygu ve müktesebatı imiş gibi ortaya sürmek, ilmî haysiyetle bağdaşmadığı gibi emanete hıyanet sayılır.
   3. İmkânlar ölçüsünde âyet ve hadisler ışığında konuları açıklamak, onlardan deliller getirmek; daha sonra da geçmiş salih ve âlim kişilerin söz ve davranışlarını aktarmak sonra da gerektiği yerde şerh mahiyetinde kendi görüş ve müktesebatını kaydetmek gerekir.

   El-Lüma'ın Kaynakları
   El-Lüma' incelendiğinde Serrâc'ın bir çok ilim merkezini dolaştığı ve bir çok âlimden dersler aldığı anlaşılmaktadır. Örneğin uğradığı ilim merkezleri arasında Bağdat, Basra, Tüster, Tebriz, Dımışk, Antakya, Trablus, Sur, Remle, Mısır ve Dimyat'ı saymaktadır. Bunlar münasebet düştükçe söz edilen şehirlerdir. Ancak bu şehirler, Mısır'dan Horasan'a o günün İslâm coğrafyasının sınırlarını çizmektedir. Dolayısıyla Serrâc'ın dolaştığı coğrafyanın genişliğini göstermeye kafîdir.
   Bu gezi ve ziyaretleri sırasında bir çok âlimle görüşüp onlardan yararlanması tabiîdir. Nitekim kitabında, münasebet düştükçe, kendilerinden ders aldığı üç yüz alim ve şeyhin adını anmaktadır. Eğer, "aktardığım söz ve bilgilerin senetlerinin çoğunu hafzettim" metoduna uygun davranmasaydı, şüphesiz başka isimler tespit etmemiz de mümkün olacaktı. Âyet, hadis, sahabe, tabiîn ve ilk dönem zahidlerin söz ve davranışları dışında, yazılı eser ve belgelerinden yararlandığı âlim ve şeyh sayısı ise yüz ellidir. Özellikle Irak bölgesi âlimlerinden çok aktarmalar yapmaktadır. Eserinin bir çok yerinde bu türden sözlere rastlamak mümkündür: "Mekki'nin Kitabu'l-Müşahede'de işaret ettiği üzere," "Ca'fer el-Huldî'nin hattı olduğunu zannettiğim eserde buldum," "Ebû Said Ahmet b. İsa el-Harraz'a gelince, Kitabu's-Sır adlı eserinde dile getirdiği ifadelerden ötürü âlimlerden bir grup onu reddetmiş ve küfürle itham etmişlerdir," "Vecd adlı eserinde Ebû Said şöyle dedi," "kendisine okuduğum metinlerde Ca'fer el-Huldî bana şöyle haber verdi," vs. el-Lüma'da, verilenlerin dışında da bazı eserlerin adları geçmektedir.
   Bütün bunlar Serrâc'ın, ilmî yolculuklarını yaptıktan sonra yani ömrünün sonlarında eserini kaleme aldığını gösterdiği gibi, sözlü kültürün yanı sıra geniş bir yelpazede yazılı eser ve belgelere dayandığını da göstermektedir. Elbette bunlara bir mutasavvıf olan Serrâc'ın kendi keşf ve varidatını da eklemek mümkündür.

<<< ?nceki Sayfa| Ana Menü | Sonraki Sayfa >>>

 

 
Ziyaretçi Sayısı : 1568112