Geri

GARİBLERİN KİTABI

   1988 yılı başlarında Ankara 'da yayınlanan haftalık bir gazete için kitap tanıtım yazıları yazmam istendiğinde , hoş bir tevafukla Kitap Sarayı'nda yeni baskısını gördüğüm ve 7 yıl önce ilk defa okuduğum ve epeyce bir süre piyasada bulunamayan Gariplerin Kitabı ile başlamayı düşünmüştüm. Kitap daha sonra Müslüman olarak Abdulkadir es-Sufi adını almış olan İskoçyalı yazar Ian Dallas'ın imzasını taşıyordu.
   Aradan yıllar geçtikten sonra 1996 yılı güzünde Türkiye'ye gelen Gariblerin Kitabı'nın yazarı Abdulkadir es-Sufi ile Yavuz Selim Camii'nin imam odasında Ahmed Kot aracılığıyla tanıştığımızda ilk sorduğum soru kitapta anlatılan öykünün bir otobiyografi olup olmadığı idi. Gözlerinin içi gülerek, ''Evet o kitapta anlatılan, benim yaşadığım öyküdür'' dediğinde kitabın benim için anlamı daha da artmıştı. İlk okuyuşumdan yaklaşık 15 yıl sonra 'Gariblerin Kitabı'nı bir Batılının İslam'ı bulma serüveni olarak daha büyük bir dikkatle ve tabii ki daha da fazla lezzet alarak okudum.
   Sözün bıırasında bir kaç cümle ile de olsa Abdulkadir es-Sufi'nin olağanötesi hayatından bahsetmem faydalı olacak. Gariplerin Kitabı'nda öyküsü anlatıldığı üzere 1967 yılı Ramazan'ında Fas'ın Merakeş kentindeki Karaviyyun Camiinde İslam'a giren Ian Dallas, Abdulkadir adını alır. Kısa süre sonra Fas'ın Meknes kentinde Şazeli tarikatının Darkavi kolunun mürşidi Şeyh Muhammed Habib ed-Darkavi'ye intisab eder. Şeyh tarafından kendisine ''es-Sufi'' lakabı verilir. Gariplerin Kitabı'nda Ian Dallas'ın Abdulkadir es-Sufi oluşu sürecinde 1968 yılında yaşadığı tasavvufi serüveni anlatır. 1970 yılına gelindiğinde tarikat içinde halife (=mukaddem) konumunda olan es-Sufi, İngiltere'de yaptığı "çalışma" sonucu dört Batılı'yı daha ''yol''a getirmiştir, 1970'te ABD'ye gider ve ardından bütün Avrııpa, Güney Afrika, Nijerya, Malezya, Endonezya ve pek çok Arap ülkesini dolaşır. 1971 'de tebliğini kabul ederek tarikata alınan insan sayısı 16' ya ulaşmıştır. O yıl 4 müridi ile beraber Şeyhiyle buluşmayı da planladığı Hacc'a gider. Ancak Şeyhi Hacc yolunda iken Cezayir'de vefat edince bu görüşme gerçekleşemez. 1974'de ABD'nin Kaliforniya eyaletinde verdiği ve Batılıları İslam'a davet için organize edilen seminer notlarından oluşan Muhammedi Yol adını taşıyan kitabı yayınlanır.
   1976 yazında Londra'daki ünlü Hyde Park'ta insanları açıktan İslam'a davet etmeğe başlarlar. Aynı yı1 bağlıları ile beraber Londra'nın kuzeydoğusunda 100 mil mesafedeki Norfolk'ta , 10 yıl kadar yaşayacağı ''Müslüman Köyü"nü kurmağa başlarlar; 1970'lerin sonunda cemaatı, bu köyde modern hayata kafa tutan bir hayat tarzı üzerinde yaşayan ve İslam'ı kabul etmiş 200 aileye ulaşmıştır. Bu topluluk ortaya çıkan bazı güçlükler üzerine bizzat, Abdulkadir es-Sufi tarafından yavaş yavaş dağıtılır ve nihayet 1987 sonlarında İspanya'nın Granada şehrinde kendi tarikatı etrafında teşekkül eden müslüman topluluğun yanına hicret eder. (Abdulkadir es-Sufi'nin hayatına ilişkin burada verdiğim bilgiler Inquiry dergisinin Şubat 1988 sayısından aktarılmıştır. Bu nedenle 1988 sonrasında 1996 yılında İstanbul'da görüşmemize kadar geçen son 8 yıl içerisinde Şeyh'in hayat seyrindeki değişimi hakkında ayrıntılı bir bilgim olmadığını belirtmeliyim.)
   Gariblerin Kitabı'nda Londra'da bir üniversite kütüphanesinin "İslam Yazmaları" bölümü sorumlusunun -ki yazar Ian Dallas'tır bu kişi- duvarda asılı bulduğu ve "Berekatü Muhammed" yazısını içeren bir kufi istifin anlamını çözmeğe çalışırken başlayan ve nihayet Fas'ta İslam ile tanıştıktan kısa bir süre sonra zahiri İslam'ın derunundaki batıni gerçeklik yani tasavvuf; en somut ölçüleri ile en soyut boyutlarına hayret verici bir beceriyle ulaşılarak anlatıldığı tasavvuf var. Bu ifadelerimin ne derece hakkı teslim ettiğini anlamanız için yanda kitapdan "denizden birkaç damla su" misali vereceğim alıntılara göz atmanız yeterli olacaktır.

   - Bu yazı Yeni Şafak gaztesinin 28 Kasım 1997 Cuma günkü nüshasında yayınlanmış olup http://www.sufi.20m.com internet adresinden alınarak düzenlenmiştir

Ana Menü

 

 
Ziyaretçi Sayısı : 1568883