Geri
İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET
..:: 1 ::..
Allah
Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor:
"İnsanlar,
ihlâsli ibadetden baskasiyla emir olunmadi."
(Beyyine :5)
"Hâlis
din Allah için olandir."
(Zümer:3)
Rasûlü
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
"Allah
Teâlâ buyuruyor ki: Ihlâs benim sirlarimdan bir
sirdir. Onu, sevdigim kulun kalbine yerlestiririm."
Ahmed
ibn Hadraveyh Allah Teâlâ'yi rüyasinda gördü, buyurdu
ki :
-Bütün
insanlar benden isterler, yalniz Ebu Yezid beni
ister."'
Siblî'
yi -kuddise sirruh- rüyada gördüler. "Allah
Teâlâ sana ne yapti?" dediler. Dedi ki :
-Bana
biraz gazaplandi. Çünkü bir defa dilimden ,"Cenneti
kaçirmaktan büyük hangi ziyan vardir?" sözü
çikmisti.
Sonra
buyurdu ki:
-Hayir
öyle degildir. Seni görmeyi kaçirmakdan, daha büyük
hangi ziyan vardir. " demeliydim.
Niyet
amelin fevkîndedir. Bir kimsenin kulluk niyeti cehennemden
korkmak yahud cennet nimetlerine kavusmak olabilir.
Cennet için kulluk eden, mide ve fercin kulu olur.
Kendisini; mide ve ferç arzularinin bulundugu yere
çeker ve götürür. Cehennemden korkdugu için amel
eden, kötü köle gibidir,ancak korkusu yüzünden is
yapar. Bunlar her ikisi de Allah için amel yapmis
sayilmaz. Begenilen kul, yapdiklarini cennet ve
cehennem sebebiyle degil,Allah için yapan kuldur.
Bu, bir kimsenin, sevgilisine , sevgili oldugu için
bakmasi, onu sevdigi için olub, altun ve gümüs beklememesine
benzer. Altun ve gümüs için bakanin niyeti, altun
ve gümüs olur. O halde Allah Teâlâ'nin cemâl ve
celâlinin, mahbub ve mâsûku olmayanlar, böyle niyet
edemez. Böyle olan kimsenin ibadeti Allah Teâlâ
'nin cemâlinde tefekkür ve onunla münacaat olur.
Bunlar hakikatte Allah'in dostlari âriflerdir."
Kulluk
vazifelerimizi Hak celle ve âlâ hazretinin rizasi
için yapmaliyiz. Baska maksadlarla yapilan islerde
hayir yokdur. Ibadet Allah Teâlâ için yapilirsa,
degeri çok büyük olur. Baskalarinin senâsina veyahud
ihsanina nail olmak gayesiyle yapilirsa, bilakis
Hak celle ve âlâ hazretlerinin gadabina sebep olur,
ki zâhiren kusursuz gibi görünen bu ameller sahibinin
cehenneme girmesine bile sebep olur.
Ibâdetler
ne niyetle yapilirsa, karsiligi da ihlâs ve niyet
ölçüsünde olur. Hâlis bir niyetle vazifesini ifa
edenler hem dünya hem de âhiret nimetlerine nail
olurlar. Niyetlerinde samimi olmayanlar ihlâssizliklarinin
neticecesi olarak hüsrana ugrarlar.
Allah
Teâlâ ve Tekaddes hazretleri, kullarinin hatasiz,
ihlâsla yapmis olduklari dis ibâdetlerini mükâfatlandirdigi
gibi, kullarinin kalplerinde beslemis olduklari
saf, temiz niyetlerini de belki daha ziyadesiyle
degerlendirir. Elhamdülillah.
Allah
Teâlâ ve Tekaddes hazretlerini sevmek ve kendisine
karsi hüsnü zan sahibi olup, teslim olmak ne büyük
seadettir. Keza Fahr-i Kâinat, Esref-i mahlûkat
olan Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ve
Ashab-i Kiram -radiyallahu anhum- hazeratini sevmek
kendileri hakkinda iyi niyet beslemek, Rabbimizin
bizlere ne güzel ihsanidir. Allah Teâlâ hazretlerinin
velilerini sevmek, onlara karsi hürmetli olmak,
hüsn ü zan beslemek, tarifi kabil olmiyan büyük
besâretdir.
Allah
Teâlâ ve Tekaddes hazretleri:
"-Ben
kulumun zanni üzereyim", buyurmaktadir.
Cenab-i
Hakkin afvinden ümidvar olup hüsn ü zan besleyen
bir fâsik, Cenab-i Hakkin rahmetinden ümidini kesen,
ye'se düsen bir âbidden Rabbisina daha yakin olmus
oluyor.
Seytanin tuzaklarindan birisi de, daima mü'minleri
ümidsizlige düsürmek suretiyle kalblerine vesvese
vermektir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
buyurur:
-
Allah Teâlâ rahmeti yüz parça kilmis,doksan dokuzunu
kendi yaninda tutup, bir cüz'ünü yeryüzüne indirmistir.
Bütün halk, mahlûkat bu bir cüz sâyesinde birbirlerine
merhamet ederler. Hatta yavrusunu incitme korkusuyla
kisragin ayagini kaldirmasi bu rahmetten dolayidir."
(Buhârî, Kitabü'l Edeb)
Ebû
Hüreyre radiyallahu anh'den:
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi vesellem -'den isittim. Buyurdu
ki:
-Kiyamet
gününde, halkdan ilk sorgulanacak üç kisiden biri,
sehid olmus bir kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-i
Hak ona ihsan ettikleri nimetleri sayar. O da mazhar
oldugu nimetleri ikrar eder, Hak Teâlâ :
-Bu
nimetlere mukabil ne yaptin , der. O da :
-
Ya Rab senin ugrunda savasdim da sehid düstüm, deyince:
-Hayir,
yalan söylüyorsun. Sana cesûr desinler diye savasdin.
Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Sonra verilen
emir üzerine yüzü koyun sürüklene sürüklene cehenneme
atilir.
Ikincisi
ilim ögrenip ögretmis, Kur'an okumus bir kimsedir
ki, bu da celbolunup Cenab-i Hak ona lütuf ve ihsan
buyurdugu nimetleri sayar. O da bu nimetleri ikrar
ve itiraf eder. Hak Teâlâ
ve Tekaddes hazretleri :
-Bu
nimetlere karsilik ne yapdin? der. O da :
-Ya
Rab! Ilim ögrendim ve ögretdim,Kur'an okudum, cevabini
verince; Cenab-i Hak ve Tekaddes
hazretleri:
-Hayir
yalan söylüyorsun. Ilmi, sana âlim desinler deye
ögrendin. Kur'an'i sana kârî desinler deye okudun.
Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Verilen
emir üzerine yüzü koyun sürüklenerek atese atilir.
Üçüncüsü
de Hak Teâlânin kendisine vüs'at verdigi ve türlü
servetten ihsan buyurdugu kimsedir ki, huzura getirilir.
Cenab-i Hak ona ihsan buyurdugu nimetleri sayar.
O da onlari itiraf eder. Cenab-i Hak ve Tekaddes
hazretleri :
-
Bunlara mukabil ne yaptin? der.
-Ya
Rab! Servetimi sirf senin ugrunda, sevdigin yollarda
harcadim, deyince:
-Hayir
yalan söylüyorsun. Riyâkârsin,bunlari sana cömerd
desinler deye yaptin; bu söz de söylenmistir, buyurur.
Sonra emrolunup o da sürüklene sürüklene atese atilir.
(Riyâzü's-Sâlihîn. Hadisi Müslim rivayet etmistir.)
Ebu
Hüreyre radiyallahu anh'den:
Rasûl-i
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
-Aziz
ve Celil olan Allah'in rizasini kazanmaya yarayan
bir ilmi sirf dünyaligini elde etmek için tahsil
eden kimse, kiyamet gününde cennetin kokusunu duymaz.
(Riyâzü's-Sâlihîn,
hadisi Ebû Davud rivayet etmisdir.)
Ebû
Abdullah b. Câbir b.Abdullah el-Ensârî radiyallahu
anh'den:
Bir
gazada Rasûlullah ile berâberdik.
Buyurdular
ki :
-Hastaliklarindan
dolayi Medine'de kalan öyle adamlar vardir ki, her
yürüyüsünüzde ve herhangi bir vâdiyi geçtiginizde
(niyetleri sâyesinde) sizinle beraberdir. Bir rivayetde
"onlar ecirde sizinle müsterekdirler."
Buhârî'nin
rivayetine göre, Enes radiyallahu anh söyle demistir:
Peygamberle
Tebük Gazvesi' nden dönüyorduk. Rasûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi ve sellem söyle buyurdu:
-Bir
cemaat bizim arkamizda Medine'de kaldilar. Her hangi
bir kisiga girer veya bir vâdiyi geçersek onlar
bizimle beraberdirler. Onlari mâzeretleri alikoymustur.
(Riyâzü's-Sâlihîn, Buhârî ve Müslim'den)
Imam
Ebu'l-Kâsim el-Kuseyrî - kuddise sirruh- rivayet
eder:
Horasan
Sultan ve kahramanlarindan Saffar ismiyle bilinen
Amr bin el-Leys öldükten sonra rüyada görünüp kendisine
sorulur:
-
Allah sana ne yapdi?
Cevap
verir:
-
Allah beni afvetti.
-
Allah seni ne ile afvetti! Ne is yaptin ki hayatta
Allah seni afvetti?
-
Günlerden bir gün yüksek bir tepeye çikdim. Orada
askerlerimin çoklugundan gurur duydum ve Rasûlullah'in
zamaninda vâkî olan savaslara katilsaydim deye duygulandim.
Bunun için Allah günahlarimi bagislayarak beni mükâfatlandirdi.
Ömer
bin el-Hattab radiyallahu anh'den:
Rasûlü
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur :
"Ameller
ancak niyetlere göre degerlenir. Herkesin ancak
niyetine göre amelinin karsiligi verilir. "
(Buhârî ve Müslim)
Zamanimizdaki
insanlarin her hangi bir hadise vukuunda niyetlerinin
muhtelif oldugunu müsahede etmekteyiz.
Mesela
bir yangin vukuunda, civarda bulunan herkes heyecanla
kosarlar. Kimisi kosar, niyetinde samimidir, ihlâslidir.
Allah rizasi için kurtarilacak bir kimse veya esya
varsa, kurtarmak için, kendini atese atmayi göze
alir.
Kimisi
kosar merhametlidir, üzülür, faideli olmak ister,
beceriksizdir, elinden bir sey gelmez.
Kimisi
olanlari seyretmek için kosar, seyir etmekten adeta
zevk alir, üzülmez, hissizdir.
Kimisi,
kosar, olanlarin sebebini dahi bilmez, herkes kosusdugu
için o da kosar.
Kimisi
kosar, kötü niyet sahibidir. Bu hengamede acaba
bir sey çalabilir miyim,deye.
Trafik
kazalarinda, zelzele ve emsali felâketlerde vaziyet
aynidir. Zahiren yani dis görünüse göre, kosusmalar
heyecanlar aynidir. Fakat niyetler ayridir.
Hüsnü
niyetle yardima kosan, istedigi yardimi yapamasa
bile gene temiz niyetinin mükâfatini görür.
Bakiniz
o büyük sultan ve kumandan Amr ibni el-Leys zâhiren
Fahr-i Kâinat Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin
gazasinda bulunamadigi ve hiçbir yardimi, hizmeti
dokunamadigi halde, o, saf, temiz, pürüzsüz niyetiyle
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin rizasini kazaniyor
ve mükâfatlandirili yor.
Iman
ve niyet temizligi ile manevi dereceler alinir.
Her sey Cenab-i Hakkin yardimi ile fethedilir. Iman,
samimiyet ve niyet temizligi gene onun en büyük
atiyyesidir. O bahsettiginin muhafizi ve yardimcisidir.
Muhterem
Üstaz Mahmud Sâmî kuddise sirruh hazretleri asagidaki
menkibeyi sik sik tekrar ederlerdi.
Bir
gencin içinde Yusuf Hemedânî hazretlerini ziyaret
etmek, onun manevi halinden istifade etmek, hem
de duâsini almak arzusu vardir.
Ana
Menü
| Sonraki Sayfa >>>
|